Fantastik Bir Dünyada RPG
Siteye hoşgeldiniz. Üye olmadığınız süre zarfında, forumumuzu gezebilir, bilgi edinebilirsiniz. Lakin, üye olmadan hiçbir şekilde konulara cevap yazamaz, konu açamazsınız. Bu fantastik dünyada yerinizi alamazsınız. Sadece bir dakikanızı ayırarak, siteye üye olabilirsiniz. Bu fantastik dünyada, fantastik bir maceraya, hep beraber, fantastik bir giriş yapabilirsiniz. Sizi aramızda görmekten onur duyarız. Sevgiler, admininiz...



 
AnasayfaSSSAramaKullanıcı GruplarıKayıt OlGiriş yap

Paylaş | 
 

 260 yıl önceki ziyaret

Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Rigor Mortis
Admin
avatar

Erkek Mesaj Sayısı : 75
Kayıt tarihi : 10/08/10
Lakap : hekeen

Karakter
Silah:
Rp Puan:
150/100  (150/100)

MesajKonu: 260 yıl önceki ziyaret   Çarş. Ağus. 11, 2010 5:29 pm

260 YIL ÖNCE

Sindarin Noldor, cücelerin müsatkbel kralı, yirmi yaşında... Şu anda babası kral. Bu gün, onu zindanlara götürecek, şu anda onun yaptığı görevi, ileride Sindarin yapacağı için, bu gün bu işi ona öğretecek. Burası yasaklı bir bölge, kralın onaylamadığı kimse giremez, gizlice girenler mazeretsiz ölüm cezası alır...

Kral Noldor, elinde bir kitapla Sindarin'in omzuna vurdu ve "Hazır mısın?" diye sordu. Sindarin onaylarmışçasına başını salladı. Babasının elindeki kitabı görünce şaşırdı ve sordu;

Bu kitap tam olarak neye yarıyor?

Babası sağ eliyle sakallarını kaşıdı,

Bu kitapta çok özel bir ayin yazılı... Bazı yaratıkları gardiyan olarak kullanmak için maddeleştireceğiz...
Ne? Buraya kabus gibi başka yaratıklar da mı getireceksiniz?
Doğru! Esirleri onlar bizden uzak tutacak...
Onları gözetleyenleri kim gözetleyecek?
Eğer ayin doğru olarak yapılırsa, sadece görevlerini yapacaklar...

Sindarin biraz şaşırdı. Babası zindanlara doğru yürümeye başladı, Sindarin de onu takip ediyordu. Zindanlara yaklaştıkça inilti sesleri çoğalıyordu. Aşağıdaki iblislerin, yaratıkların iniltileri... Sindarin biraz tedirgin olmaya başlamıştı, bu iniltiler, ona korku aşılamıştı. Babası şimdiden kitaptan bir şeyler okumaya başlamıştı...
i amar prestar aen, han mathon ne nen, han mathon ne chae a han noston ned 'wilith
Sindarin şimdi daha da şaşırmıştı çünkü bu dil Elfçeyi andırıyordu. Elfçe bilmiyordu ama bu dil kesinlikle Elfçeydi... Sonra, duvarlarda fiziksel bedenleri olmayan garip gölgeler belirdi. Bu yaratıkların hepsi babasının kontrolündeydi ama hiç güven vermiyorlardı. Ama bu yaratıklar güven vermek için yaratılmamıştı... Onların görevi başkaydı.
Burada düşünceleri denetleyebilen yaratıklar var. Bir bakıışta seni öldürebilirler. Çok dikkatli ol. Hücrelerin kilitleri henüz sağlam.
Kilitler. Hücreler sadece basit kilitlerle mi korunuyor, bu kadar yaratığı sadece basit asma kilitler mi tutuyor Düşündüğünü babasına sordu.
Dış görünüş yanıltıcıdır. İnan, burada hiçbir şey basit değil...

Bir koridora geldiler, hücrelere giden ilk koridor. Artık bir şey duyulmuyor. Büyük bir sessizlik var. Tüyler ürpertici. O gölge yaratıkların hepsi hücrelerin başlarına geçtiler ve kilitleri elleyip bir şey yapıyorlardı.
Onlar ne yapıyorlar?
Mühürleri güçlendiriyorlar. Bize basit birer kilit gibi görünen şeyleri.

Zindanı gezmeye başladılar. Babası gördüğü yaratıkları oğluna tanıtıyordu.
Bu yaratığın adı Samka. Yarı bedeni ihtiyar bir insan, gerisi ayı... Bu bir, Idra. Bir kafası kesilince yedi tane çıkan canavar. Bu da manticora, insan başlı, aslan bedenli yaratık. Efsanelerde çok vahşi olduğu anlatılır... Bir Ghou, "ceset yiyici". Rok. Efsanelerdeki dev kuş.
Diğer hücrenin yanına gittiklerinde ise bu hücre boştu. Babasının yüzü endişe içindeydi. Sırtındaki devasa baltayı çıkardı ve koşturmaya başladı. Hiçbir şey söylemedi, Sindarin'de küçük bacaklarıyla peşinden koşturuyordu. İçeriden bağırışmalar geliyordu, Sindara ve babası hemen oraya gitti, kaçan yaratık ejderha yılanıydı. Önünü üç cüce kesmişti. Ellerinde balyozları sopalarıyla yaratığın karşısındaydılar. Sindara'nın babası;
Sakın korkmayın! Bu yaratık korkuyu hisseder ve korkanların gözüne bakarak onu öldürür. Korkmayın ve yaratığın gözlerine bakmayın.
Cücelerin hiçbiri korkmuyordu zaten. Cüceler de korku duygusu pek gelişmemiş olduğu için. Onlar cesurca yaratığın karşısındaydılar. Yaratık yaklaşık iki metre boyundaydı. Yeşil pullu bir vücudu vardı. Başı yılana ve ejderhaya benziyordu. Büyük ve keskin pençeleri vardı. Sindara gözlerine bakmadığı için gözlerini göremedi. Cücelerden biri baltasını bir anda salladı. Yaratığın bacağı koptu, çığlık atarak geri kaçtığında Kral Noldor balyozu yaratığın kafasına doğru salladı. Yaratık kıvrak bir şekilde bu saldırıdan kaçtı, balyozun indiği yer parçalandı, havaya büyük toprak parçaları uçtu, bir anda bir toz bulutu kapladı. Göz gözü görmüyordu. Sindara ensesinde bir soluma hissetti, arkasına döndüğünde yaratık oradaydı. Tozların içinden zor da olsa gölgesini görebiliyordu. Yaratık saldırmıyordu. Tozlar biraz dağıldı, yaratığın üzgün suratı yalvarırcasına ona bakıyordu. Sonra bir anda cücelerden biri baltayı savurdu ve yaratığın başını kesti.
Bu türünün son örneğiydi. Sanırım artık bu yaratık sadece efsanelerde kaldı. dedi babası.
Sindara babasına döndü ve,
Bu yaratıkların acısını aşağıda hissettim. Kendinizi ebediyen bir hücrede hissedin, dediğimi anlarsınız.
Demek istediğini tamamen anlıyorum. Ama bu yaratıklar cüceler için, insanlar için, elfler için, tüm ırklar için çok tehlikeli. Bu benim veya senin kararına göre değişemez. Bu bizden çok önce, binlerce yıl önce, Elfler ile Cücelerin aldığı ortak bir karar. Anlamış olmalısın ki az önce yaptığım ayin elfçeydi. Bu kitap onlara ait. En güvenli zindanlar, bizdedir. Dağların derinliklerindeki madenler. İki ırkın menfaati için de yapılan bu anlaşma bundan binlerce yıl önce de vardı. Binlerce yıl sonra da olacak. Bir daha bir itirazını duymak istemiyorum.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://ortadunyarpg.turkforumpro.com
 
260 yıl önceki ziyaret
Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Fantastik Bir Dünyada RPG :: Cüce Krallığı :: Madendeki Zindanlar-
Buraya geçin: