Fantastik Bir Dünyada RPG
Siteye hoşgeldiniz. Üye olmadığınız süre zarfında, forumumuzu gezebilir, bilgi edinebilirsiniz. Lakin, üye olmadan hiçbir şekilde konulara cevap yazamaz, konu açamazsınız. Bu fantastik dünyada yerinizi alamazsınız. Sadece bir dakikanızı ayırarak, siteye üye olabilirsiniz. Bu fantastik dünyada, fantastik bir maceraya, hep beraber, fantastik bir giriş yapabilirsiniz. Sizi aramızda görmekten onur duyarız. Sevgiler, admininiz...



 
AnasayfaSSSAramaKullanıcı GruplarıKayıt OlGiriş yap

Paylaş | 
 

 ---Uyanış---

Aşağa gitmek 
Sayfaya git : Önceki  1, 2
YazarMesaj
Jenny Klaus
Savaşçı | Ulak
avatar

Mesaj Sayısı : 57
Kayıt tarihi : 11/08/10

Karakter
Silah: İki Kılıç
Rp Puan:
75/100  (75/100)

MesajKonu: Geri: ---Uyanış---   Çarş. Eyl. 01, 2010 2:58 am

“En azından içti.” Diye düşündü. “Sonuçta içmeyedebilirdi.”

"Sen ne, neden böyle… ?"

Anlamaması normal derken kendi kendine Esel, onun sandalyeye oturup kendisine kötü bakışlar attığını gördü. “Eh tamam hak ettim ama hiç eğlenemeyecek miyim?” Tuhaftır ama yüzyıldan fazladır hiç şaka yapmamıştı birine. Birine şaka yapmak unuttuğu o güzel şeylerden biriydi. Diğer ırklar elflerin hep soğuk olduğunu düşünürdü. Fakat elflerinde kendine özgü şakaları vardı. Esel duraksadı. “Ama bunu şaka olsun diye yapmadım. Aklımdan resmen intikam geçiyordu.” Şimdi yaptığının 296 yaşındaki birine yakışmayacağını fark etti. Suratı asıldı.

"Her neyse… Niye bana davranışların bu şekilde? Açıklar mısın?"

“Evet! Şimdi açıklama zamanı. Ya da” diye düşündü “Kıvırma zamanı.”

Bu sırada ayakta durduğunu fark etti. Duvarın dibine gidip bardak kırıntılarını toparlamaya başladı. Bu sırada sırtı sızladı. Yavaşça omuzlarını oynattı. O tuhaf sızı geçmişti.

“O bitkinin araya karıştığını fark etmemişim. Sen ağzına atarken gördüm. Bu yüzden de hızlıca acıyı dindirmek için sana ilacını hazırladım.”

Bir yandan da “Yutulacak bir şey değil ama en azından kafamı koparmaya kalkmaz.” Diye düşündü.

Birden donakaldı. Elfe neden garip davrandığını anlamıştı. Yüzü asıldı ve tüm vücudu buz gibi oldu. Bu elfi, kendine yakın görmüştü. O yüzden onun tepkilerini ölçmek ve belki de daha yakından tanımaya çalışmıştı. Elinde cam kırıkları olduğu halde parmaklarını sıktı. Parçalar eline batarken kendini hiç iyi hissetmediğini düşündü. Birine değer vermek onun için çok fazlaydı. İnanmak ve umutlanmak! Etrafında o kadar çok ölü görmüştü ki o kadar çok kişiyi kaybetmişti ki, özelliklede o küçük kız. Gözlerinin önünde katledilirken, kendisi bağlıydı ve hiçbir şey yapamamıştı. Sadece bağırmakla yetinmişti o vahşete. Yumruklarını daha çok sıktı. Ama elindeki acıyı hissetmiyordu çünkü daha derinlerde bir yara kanamaya başlamıştı.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Yamasuke Eiji
Ranger | Kaçak Elf
avatar

Erkek Mesaj Sayısı : 86
Kayıt tarihi : 10/08/10
Lakap : Toubousha

Karakter
Silah: Ok/Dagger
Rp Puan:
98/100  (98/100)

MesajKonu: Geri: ---Uyanış---   Çarş. Eyl. 01, 2010 6:49 am

Üff… Görmemişmiş. Hep böyle derler zaten. Yüzündeki o sırıtıştan belliydi bilerek yaptığı. Acaba hep böylesine şakacı biri miydi? O zaman pek dostu kalmamıştır. Çoğu kişi kendine bir şaka yapılmasından hoşlanmaz. Hatta buna herkes de diyebiliriz. Ama şaka yapmak eğlencelidir tabii eğer masum ve zarar vermeyecek şakalarsa. Ben de severim ama sadece sözde olanları. Bir süredir yapacak pek yakin kişi kalmadı ya da çoğunu uzaklaştırdım. Olsun ne önemi var. Aslında yaptığı çokta abartılacak bir yani yoktu halimi düşünürseniz.

“Heh…”

Ne o şimdide gülmeye mi başlıyorum yoksa? Gülmek güzel bir şeydir oysaki uzun süredir istesem de yapamadığım. Ne zaman gülmeyi denesem, acımasız tuzlu suların gözlerimi yakarak yanağımdan aktığı zaman maziyi tekrar düşünürüm. Elimi yüzüme kapattım eğer ayni şey olursa karşımdaki bilmesin en azından. Çünkü dışarıdan biri gülerken aniden ağlamaya başlarsa bu anca garip olur. Ve etrafı endişe denen o siyahîmsi grimsi bulutların kaplamasına sebep olur. Bekliyorum. En azından konuşmasını. Tüm açıklaması ‘yanlışlıkla oldu’ olamaz değil mi?

Düşüncelere dalmam ne deniyle bana uzun gelen bir süre sonra kafamı kaldırıp ona baktığımda cam parçalarını almaya çabaladığını gördüm. Ev benim değil mi? Kendini suçlu hissediyorsa ille de evde temizlik yapması çok gereksizdi. Neyse bende ayağa kalkıp biran önce yardım edeyim, yoksa beni ve benim kişiliğimi farklı sanacak. Kaba ve benzeri gibi. Belki de yalnızlıktan kişiliğim değilmiş olabilir.

“Hey bırak. Sorun değil, ben yapardım”

Yanına gidiyorum, zaten toplamayı da bıraktı çoktan. Yere bir sıvı damlıyor. Bu kırmızı sıvı her ne kadar yoğun olsa da fazlasıyla akıcı. Çıkış yerine bakmak için kafamı kaldırdığımda onun yine kasılmış olduğunu görüyorum. Bu kasılmalar çok sık mı oluyor? Eğer öyle ise sorunumuz var demektir. Elini yavaşça omzuna koyuyor ona hafifçe sallıyorum. Belki içini bulandıracak kadar hızlı ve sert değil, yine de eğer ağrısı varsa tepki verecektir.

"İyi misin sen?"

Boşta olan elimle elini tutuyorum. Parmaklarini biraz aralasada camkiriklarini alsam, yoksa bu gidişle eline birde dikiş atmam gerekicek.

_________________
"Hani yağmur biterdi de
Başlamayan aşklar gibi,
Hani akar giderdi ya sular
Hani biterdi ya aşklar
Bir yağmur damlası gibi."


Elaevyan Zidar

...*...*...*...*...*...*...*...*...*...*...*...*...*...*...*...*...*...*...*...*...*...*...

Güç: 20 / Beceriklilik: 20 / Bünye: 17 / Zeka: 15 / Bilgelik: 14 / Karizma: 12
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Jenny Klaus
Savaşçı | Ulak
avatar

Mesaj Sayısı : 57
Kayıt tarihi : 11/08/10

Karakter
Silah: İki Kılıç
Rp Puan:
75/100  (75/100)

MesajKonu: Geri: ---Uyanış---   Çarş. Eyl. 01, 2010 7:14 am

Bir ses ve hafif bir sarsıntıyla kendine geldi.

"İyi misin sen?"

“Lanet. Ne ara buraya geldi?” Esel kendisine bakan elfe baktı. Sonra başını ellerine çevirdi. Kan yavaş bir biçimde yere damlıyordu. “Keşke ona yedirdiğim acı yüzünden beni öldürse. Artık yaşamak istediğimi pek sanmıyorum. Bu acılardan kurtulmak için sonsuz bir karanlığa hapsolmak, ruhum çekilene kadar boşluğa kayıp gitmek istiyorum ve her şeyden önemlisi kaybettiğim o tüm güzellikleri geri almak.” Durdu. “Boş umutlar her zaman yaşamın bir parçası olmuştur. Bu kadar uzun zamandır buradayım ve canlıların kendine yaşamak için verdiği sebep olarak tek umudu buldum. Peki, benim onlardan farkım ne? Umut dene o tuhaf şeyi kaybetmiş olmam mı? İnançsızlığın soğukluğu duygularımı öldürürken yaşamaya çabalamam mı? Neden ölümün huzuruna kavuşamıyorum? Huzur bulamamak için mi lanetlendim ben?”
İrkildi. Büyük bir zarafetle doğrulurken yerinden, avucuna baktı. Ellerindeki bu yara asla ruhundakiyle karşılaştırılamazdı. Derin bir nefes aldı. “Bu elf kişilik problemim olduğunu düşünecek.” Zihninde oluşan bu düşünceler onu acının yakıcı alevinden çekip çıkardı. Sakinleşmek için yavaşça nefesini verdi. Cam parçaları parmaklarının arasından kayarken onları tekrar tuttu.

“Sana da amma sorun oldum elf kardeş. Umarım bunlar için beni bağışlayabilirsin.”

“Bağışlanmak ne nefret edilesi bir söz.” Yüzünün kasıldığını hissetti. Gözlerini kapattı ve bir kez daha nefes aldı. Rahatlamaya çalıştı fakat bu tür şeyler onu terk edeli çok uzun zaman olmuştu. Küçük kız tekrar gözünün önünde canlandı. Dişlerini sıktı.

En sonunda anılarını durdurabildiğinde gözü camdan dışarı takıldı. Hava kararmıştı ve ay bulutların arasından tüm ihtişamıyla parlarken tuhaf bir şekilde yüreğinin acıdığını hissetti. Eli kalbinin üzerine gitti.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Yamasuke Eiji
Ranger | Kaçak Elf
avatar

Erkek Mesaj Sayısı : 86
Kayıt tarihi : 10/08/10
Lakap : Toubousha

Karakter
Silah: Ok/Dagger
Rp Puan:
98/100  (98/100)

MesajKonu: Geri: ---Uyanış---   Çarş. Eyl. 01, 2010 8:07 am

Onu izledim. Yine bu elfe fazlasıyla yakin hissettim kendimi, hem bedeni hem de ruhsal olarak. Belki de acılarımızın bir kimsi ortaktır yahut benzer, ama yolları farklı seçtiğimiz kesin. O içindeki ateş sönse bile, şu an ki ruh durumuna bağlı gözlerinden anlaşılıyordu, vazgeçmemiş. Benim gibi pes etmiş ama terk etmeyi bir plan olarak bile görmemiş. Bense kaçtım, nasıl bir son umuyordum bilmiyorum. Herhalde içten içe bir son olmamasını umuyordum kaçıp da kendimi bu ormana kilitlerken. Burada gömülmekten başka bir şey olmadığını anladım sonunda yalnızlığımız bittiği bu gün. Kaçtığım asil şey, tüm yapısıyla, düşüncesiyle, fikirleriyle, anılarıyla, olgusuyla ve hatıralarıyla kendi bütünlüğümden kaçarken, burada kilit vurarak daha bir gömülmüşüm ona, kendi benliğime. Dışarıdan herkes ayni gözükür, ancak içerideki derinlik herkesten farklıdır ve o derinlerin en dibindeki şey kimsede ayni değildir.

Elindeki cam parçalarının kaydığını fark ettim. Yüzündende anlaşılıyor ki biraz dinginleşmişti düşünceleri. Artik o denizde boğulmuyordu yahut sığlara atmıştı kendini. Biran olsa beyni doldu mu kafayı yerdi. İki yüz küsur yaşamak kolay bir şey değildir. Biz o ecele sahip insanlar gibi silip atamayız her şeyi. Bir sonumuz var unutalım diyemeyiz. O kadar yavaş bir o kadarda çok olay görürüz sadece bir kimsinin içinde olsak da tanık olmak bile yıpratıyor ruhu. Elinin hemen altında duran elim cam parçalarını almak için bir atak yaptı. Ama onun eli bırakmamakta ısrarcıydı, anlaşılan yine düşünce denizi onu çekiyordu. Sonra birden daha öncekine benzer bir sesle, ancak altında bir şeyler yattığına emin olduğum bir tonda birkaç kelime etti.

“Sana da amma sorun oldum elf kardeş. Umarım bunlar için beni bağışlayabilirsin.”

Niye böyle bir ihtiyaç duydu ki şimdi. Sorun insanin içinde olan bir olaydır. İstese de dışarı vuramaz. Ayrıca o zaten çok sorun olmamıştı ki bana. Sadece bir süre ona bakicilik yapmıştım ve itiraf adiyim sadece bana ihtiyacı olduğu için değil beklide bünyem artik bu ıssızlığı kaldıramadığı için yapmıştı bunu. Bunlar derken neyi kastetmişti. Asil olay yapan ben değil miydim? Bardağı o değil ben kırmıştım. Şakadan bahsediyorsa evet, biraz sinir bozucuydu. Ama en sonunda ben bile güldüm. Çünkü saf bir şeydi. Off… Bunalıma girenleri pek avutabilecek bir tip değilim. Son bunalıma girdiğimde deli gibi kaçıp ormana saklanmıştım. Kendi sorunlarımı çözemezken şimdide benden ‘Böyle şeyler herkese olur, merak etme geçer.’ Dememi istemiyordur umarım. Çünkü yapamam.

“Bağışlamaya ya da bağışlamaya inanmıyorum. Böyle şeylere karar verebileceğime de. Seni bağışlayınca için rahatlayacak sanıyorsun. Hâlbuki bu yalnız ve yalnızca bir avutma. Üzgünüm, ama yapamam. Senin içindekileri çözebilecek tek kişi sensin, ben değil.”

Ani bir hamle ile diğer elimi uzattım, elindeki cam parçalarını kapmaya çalışıyordum. Ama diğer elim tamamen ters yönde kalmıştı. Ben almaya çalıştıkça o direniyor gibiydi. En sonunda elimi onun elinin üstüne bastırdım. Böylece parçalar hem ona hem de bana battı. Nedenini bilmiyorum. Parmaklarımı yavaşça parmaklarının arasına geçirerek azda olsa kilitlenmeyi açmak istiyordum. En azından ürkerek geri kaçabilirdi. Yeter ki camları elinden atsın.

_________________
"Hani yağmur biterdi de
Başlamayan aşklar gibi,
Hani akar giderdi ya sular
Hani biterdi ya aşklar
Bir yağmur damlası gibi."


Elaevyan Zidar

...*...*...*...*...*...*...*...*...*...*...*...*...*...*...*...*...*...*...*...*...*...*...

Güç: 20 / Beceriklilik: 20 / Bünye: 17 / Zeka: 15 / Bilgelik: 14 / Karizma: 12
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Jenny Klaus
Savaşçı | Ulak
avatar

Mesaj Sayısı : 57
Kayıt tarihi : 11/08/10

Karakter
Silah: İki Kılıç
Rp Puan:
75/100  (75/100)

MesajKonu: Geri: ---Uyanış---   Çarş. Eyl. 01, 2010 8:43 am

“Bağışlamaya ya da bağışlamaya inanmıyorum. Böyle şeylere karar verebileceğime de. Seni bağışlayınca için rahatlayacak sanıyorsun. Hâlbuki bu yalnız ve yalnızca bir avutma. Üzgünüm, ama yapamam. Senin içindekileri çözebilecek tek kişi sensin, ben değil.”

Hızlıca bakışları ona çevrildi. “Bazı açılardan düşünce tarzı benimkine benziyor fakat bunu kendimi rahatlatmak için demedim. Sadece bunu demem gerektiğini hissetmiştim.”
Birden elindeki temasla irkildi. Bakışları camlara kayarken onun elinden parçaları almaya çalıştığını gördü. Sonra da alamayınca parmaklarını açma çabasıyla yaptıklarını. Onun eline batmasıyla birlikte hızlıca geri çekildi. Sonra avucundaki cam parçalarını masanın üzerine bıraktı. Yandaki mendili aldı ve ona uzattı. “Tuhaf biri gerçekten çok tuhaf ama onda bir şeyler var çözemediğim.”
Vücuduna uyuşukluk gelmişti. Garip bir şekilde üşüyordu. Avucundaki kanları kıyafetine silmek üzereyken durdu. Sonuçta kendi kıyafeti değildi. Gri gözleri elfe kaydı. Sinirli görünmüyordu. Aralarında ruhsal açıdan yakınlaşma olmuştu. Biriyle konuşmadan arkadaş olmak gibi.. Hafifçe gülümsedi ya da en azından denedi bunu. Yüreğinde hala büyük bir baskı vardı. Eli tekrar kalbinin üzerine gitti ve aynı anda yüreğinden yayılan büyük bir soğukluk hissetti. Bir an için gözleri karardı ama hemen kendini toparlandı. Sandalyenin kenarına tutundu. Solukları sıklaşmıştı.
“Öldü mü?” diye düşündü.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Yamasuke Eiji
Ranger | Kaçak Elf
avatar

Erkek Mesaj Sayısı : 86
Kayıt tarihi : 10/08/10
Lakap : Toubousha

Karakter
Silah: Ok/Dagger
Rp Puan:
98/100  (98/100)

MesajKonu: Geri: ---Uyanış---   Perş. Eyl. 02, 2010 6:51 am

Cam parçalarını masanın üzerine birikmişti yavaşça. Bu azda olsa içimi rahatlattı. Ne düşünüyordum kendi kendini öldürebileceğini mi? Elindeki iri cam kesiklerine takıldı. Benim elimde de oluşmuştu az süre önce yaptığım davranış nedeniyle, tabii ki onunki kadar çok ve derin değildi. Önemsiz diye iç geçirdim. Mutfakta da bulundurduğum bir kovayı adlim. Nerdeyse yarısına kadar boştu. Dibindeki azıcık su yeter umarım diye düşündüm. Silmek için kullandığım beyaz bez parçasını, azıcık eskimiş gözüken tezgâhın üzerinden aldım. Onu orada bıraktığımda bir mendil uzatıyordu umarım camları tekrar avuçlamaya kalkmaz. Bir insan niye kendini incitir ki zaten gerek bedensel gerekse ruhsal olarak her gün bu kadar yorulurken.

“Hey, umarım şimdi iyisindir.”

Neden? Neden? Aklımda dönüp duran tek soru buydu. Her geçen cümlede bu geçiyordu. Neden cam kırıklarını avuçlamıştı? Neden yaralanmıştı? Neden savaşa katılmıştı? Neden buralara kadar sürüklenmişti? Tam anlamıyla merak bataklığına gömülmüştüm. Ama hayır, bunların hiçbirini onun yüzüne haykırmayacaktım. Onu tekrar kendi hayatında boğmaya niyetim yoktu. Gri gözleri tam anlamıyla iç parçalıyordu zaten. ‘neden her şey böyle?’ gibisinden bir bakışla bakıyordu. Bu bakışlar bana bile ağır geldi, gözlerimi onun o ne beyaz kadar saf olamayacak, ne de siyah kadar günahkâr olamayacak gözlerinden ayırdım. O kovadan yeni çıkardığım için üzerinde hafif ıslaklık yavaş yavaş uçup gitmeden önce ona doğru uzattım biraz isteksiz bir şekilde.

“Al bakalım, elini temizle.”

Birden ona garip bir şey olduğunu anladım. Hayır, anladım demek doğru olmaz, gördüm bir iki adim sendeledi, düşecek diye bir anda panik yaptım ama ona bakınca sandalyenin köşesini tutmakta olduğunu gördüm. En azından yeniden bayılmamıştı. Ama düşündüğü her neyse ya da her kimse, bir anda telaşlandı. Yüzünde şaşkın ve hüzün karışımı bir ifade ile elini kalbinin üzerine koymuştu. Kovayı yere bıraktım. Elimi yeniden omzuna yavaş bir şekilde kondurup onu hafifçe sarstım. Ne yapabilirim ben doktor değilim, tek bildiğim yöntem bu. Sadece yine bedensel olarak yakin durduğumuz için soluklarının gitgide hızlandığını anlayabiliyorum. Ne yapmalıyım ben… Belki de onu kendi haline bırakmak iyidir. Emin değilim. Elimi omzundan ağır ağır ayırırken fark etmeden içiten içe onun iyi olmasını diliyorum.


outtA: kisa oldu çünkü; aklima başka şeyler geldi ama iyice yaoiye kayiyordu değiştirdim Very Happy

_________________
"Hani yağmur biterdi de
Başlamayan aşklar gibi,
Hani akar giderdi ya sular
Hani biterdi ya aşklar
Bir yağmur damlası gibi."


Elaevyan Zidar

...*...*...*...*...*...*...*...*...*...*...*...*...*...*...*...*...*...*...*...*...*...*...

Güç: 20 / Beceriklilik: 20 / Bünye: 17 / Zeka: 15 / Bilgelik: 14 / Karizma: 12
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Jenny Klaus
Savaşçı | Ulak
avatar

Mesaj Sayısı : 57
Kayıt tarihi : 11/08/10

Karakter
Silah: İki Kılıç
Rp Puan:
75/100  (75/100)

MesajKonu: Geri: ---Uyanış---   Perş. Eyl. 02, 2010 7:16 am

Bağırmak! Haykırmak! Bütün bu hissettiklerinin yalan olduğunu düşünmek istiyordu. Ya da sadece boşluğa kayıp gitmek…
“Hayır.” Aklında sadece bu düşünce vardı. Hayatında en sevdiği kişinin öldüğüne inanmak onun için fazlaydı. Yüreğinde oluşan o boşluğu parmaklarıyla söküp atmak istedi. Üzerindeki kıyafeti çekiştirdi sanki o suçluymuşçasına. Sonra o boşluk hissi küçüldü ama hala ordaydı. Elini alnına götürdü. Bu sırada elfin yanında olduğunu hissetti. “Harbiden deli olduğumu düşünecek.” Durdu. “Ne düşünürse düşünsün umurumda değil.” Şu an sadece zayıflığını bir kenara bırakmak istiyordu. Rüyasını hatırladı. Suratı iyice asıldı.
“Biraz dinlensem iyi olacak.” Diye mırıldandı. Sesinin havaya karışmasını izledi. Kulakları uğulduyordu. Şu an uyumak istiyordu. Düşüncelerini toparlayabileceği bir yer, yalnız kalıp zayıflığından kurtulabileceği bir ortam istiyordu.
Başını kaldırıp elfe baktı ve bir kez daha durumundan nefret etti. Tanımadığı birinin evinde kalmış, onunla kavga etmiş bir de kendisi için endişelenmesine neden olmuştu.
Yüreğinden fısıldadı “Tanrıçam, ruhumdan huzuru esirgeyip beni lanetlediğinizi biliyorum. Fakat canımı almak istemediğinizi de. Lütfen sadece bana vermeseniz de etrafımdakilere verin. Şimdiye kadar bana güvenenler oldu. Onlara verin bu huzuru ve tabi ki beni evine alan bu tanımadığım elfe. Belli ki benden daha çok ihtiyacı var.” Derin bir nefes aldı.
Sonra elfe bakıp;

“Gidip yatayım ben. Cam kırıkları için üzgünüm. Şu an olmasa da yarın elin için bir şeyler yaparım.” Dedi sendeleye sendeleye uyandığı odaya gitti. Kendini yatağa bırakırken, bir damla gözyaşı sessizce aktı gitti…
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Yamasuke Eiji
Ranger | Kaçak Elf
avatar

Erkek Mesaj Sayısı : 86
Kayıt tarihi : 10/08/10
Lakap : Toubousha

Karakter
Silah: Ok/Dagger
Rp Puan:
98/100  (98/100)

MesajKonu: Geri: ---Uyanış---   Perş. Eyl. 02, 2010 7:56 am

O kendini benim burada konaklamakta kullandığım yatağa bırakıverdi aniden. Uykuya daldı. Beklide uyandıktan, ayıldıktan desem daha doğru olur, sonra yaşadığı her şey hem içten hem de dıştan zedelenmiş bu nadir vücut için fazlasıyla ağır gelmişti. Belki de sadece burada yaşadıkları için değil önceden yaşamış olduğu küçük şeyler bir kum tanesi misali sırtında birikmiş ve şimdi o tepenin altında eziliyordu. Bir süre yatağın hemen ucuna serdiğim örtüye atim bende kendimi, ama olmaz imkânsız uyku tutmazdı beni geceleri. Özellikle de hala adini tam olarak öğrenemediğim –yine unutuvermiştim- bu elf buradayken. Onu aldığım savaşta birçok farklı tipten canlıda vardı. Gerçekten hepsi bu elfimi düşünüyordu, ilginç gerçektende. Ya hala orada ormanların benim bile yıllar olmasına rağmen öğrenememiş olduğum derinliklerinde bir yerde hala onu arıyorlarsa. Bu evi buraya kurmamın sebebi uzaklardan ormanın bir parçası gibi görünmesiydi. Ama her gece, her lanet gece, gündüzlere rağmen daha az belli olacağını bilmeme rağmen tetikte dururdum. Gece asılda çoğu hayvana olduğu gibi bana da bir güvenceydi. Gözlerim çoğu elfe göre bile gece iyi görürdü, hedeflerimi her zaman bilirdim. Uzun süre kendi kendimi ara vermeden eğitmiştim, hatta savaştan ayrılıp ormana saklandığım bu dönemde bile. Geçmişte de böyleydim, sanırım değişmeyen ve belki de değişmeyecek olan huylarımdan biridir bu da. Her daim tetikte, garip bir huy. Sabah yola çıkarken uykusuzluktan ölmem umarım. Acaba bu garip elfin rotası neresi? Niye bu rotada gitmek zorunda hissediyor. Bir yere bağlı olmadan özgürce yaşasa ya…

Aklimi yine o gelince ne yapıyor diye bakmak için doğruldum. Zaten yatağın hemen yanında yattığım için çok uzakta değildim, kalkmama dahi gerek kalmadı. Hala yerde oturuyordum ama iriliğimden olsa gerek kafam yatak hizasındaydı. Azıcık yaklaşmamla yüz yüze gelmemiz bir oldu. Uyuyordu hem de hala ilk yattığı gibi. Anlaşılan derin bir uykusu vardı. Gözleri hala kıpırdar bir şekilde kapalıydı ve ayin loş ışığında yüzü soluk beyaz gözüküyordu. Ağzı hafif aralık ve bildiği bir duayı fısıldar yahut tanrıçasına bir şey söylermişçesine hafifçe açılıp kapanıyordu tekrar tekrar. Tüm bunlara rağmen yüzündeki ifade pek huzurlu sayılmazdı, belki de kötü bir rüya görüyordur. Geçmişte olan bir şeyi mi acaba yoksa yaşamaya korktuğu bir şeyi mi? Beklide ikisi birden, yaşamaya korktuğu ama geçmişte kaderin bir cilvesiyle yaşamış olan ve hayatin dönüm noktalarından biri, ayni benim hayat pınarımı o son gördüğüm gündeki gibi bir şey?

Örtüyü usulca, onu uyandırmadan almaya çalıştım, üstüne yatmıştı. Çekmeme rağmen başaramayacağımı anladığımda en sonun da ayağa kalktım. Yatağın kenarına oturdum. Zaten yeterince zayıf olduğu için, yatağın yanında büyük bir boşluk oluşmuştu. Bir elimi çaprazlama bedenine sardım, yani omzundan atiğim elimle belini tutarak tek elle onu kaldırdım. Boş örtüyü alıp yavaşça bırakıverdim yatağa. Örtüyü silkeleyerek açtım. Yer yer kan izleri vardı. Baygınken, onu buraya ilk getirdiğimde de bu örtü vardı. O zaman zaman yaraları açılmıştı, kani bu şekilde örtüye bulaşmış olmalı. Üstüne güzelce, yani hiçbir yeri açılmayacak şekilde örttüm. Anlaşılmaz ama bu ormanda gece yarısı bir esinti çıkar. İliklerinize kadar girer onun soğuğu.

Etrafa baktım, yarın uzun bir yolculuk beni bekliyor olsa bile uyamayacaktım anlaşılan, son bir kez bu ormanın kokusunu içimde hissetmek için sessiz adımlarla dışarı çıktım. Son bir kez olsun yerdeki çimlere basmak istedim. Evet, belki de bu yolculuk bekledim sondu. Ne olacağını hiç bilemezdim. Bir şekilde bu ormana bir daha geri dönemeyebilirdim yahut dönmeyebilirdim. Bu nedenle son kez de olsa oraya gitmek istediğim. O, ay ışığı altında mükemmel parlak ışıklarını saçan, Serin ama bir o kadarda sakin yere. Kokusunu son kez de olsa içime çekeceğim, son kez de olsa onu, o berraklığı, bedenimde hissetmeliyim.


_________________
"Hani yağmur biterdi de
Başlamayan aşklar gibi,
Hani akar giderdi ya sular
Hani biterdi ya aşklar
Bir yağmur damlası gibi."


Elaevyan Zidar

...*...*...*...*...*...*...*...*...*...*...*...*...*...*...*...*...*...*...*...*...*...*...

Güç: 20 / Beceriklilik: 20 / Bünye: 17 / Zeka: 15 / Bilgelik: 14 / Karizma: 12
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Jenny Klaus
Savaşçı | Ulak
avatar

Mesaj Sayısı : 57
Kayıt tarihi : 11/08/10

Karakter
Silah: İki Kılıç
Rp Puan:
75/100  (75/100)

MesajKonu: Geri: ---Uyanış---   Perş. Eyl. 02, 2010 8:29 am

Uyanmak! Gözlerini yavaşça açtı. Kafasını kaldırıp etrafa baktı. Yalnız görünüyordu. Tekrar yastığa gömüldü. Eli alnına gitti. Yüreği hala buz gibi, ruhu hala yaralıydı. İç geçirerek ayağa kalktı. Gerindi sakince. Sonra yattığı yere baktı ve şaşırdı. Çarşaf kan olmuştu. Kendine baktı. Ellerindeki kesiği düşündü sonra birden zihni bulandı. Umursamadan evi gezdi. Bomboş ev korkunç görünmüştü gözüne. “Burada yalnız yaşamak zor iş!” Diye düşündü. Yavaş adımlarla dışarı çıktı. Güneş daha yeni doğmaya karar vermişti. Etraf sessiz kuşlar mutluydu. Yere oturdu ve elfe ne olduğunu düşündü. “Hayvan avlamaya mı gitti?” midesinin kalktığını hissetti. “Yoksa sabah çekip gitmem için bana fırsat mı verdi?” durdu. Onun bunu yapmayacağı aklına geldi. Saçlarını geriye doğru attı. Elindeki kanın bir kısmı şimdi saçına bulaşmıştı. “Yıkanma zamanım gelmiş de geçiyor bile.”
Ayağa kalktı ve yan tarafta durmakta olan atına gitti. Çantasını karıştırdı ve yedek kıyafetini çıkardı. Duştan sonra yola çıkmak istiyordu. Fakat önce Yamasuke’yi bulmalıydı. Nerede yıkanabileceğini en iyi o bilirdi.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
 
---Uyanış---
Sayfa başına dön 
2 sayfadaki 2 sayfasıSayfaya git : Önceki  1, 2

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Fantastik Bir Dünyada RPG :: Elfler Diyarı :: Lanetli Orman :: Cennetin Dibi-
Buraya geçin: